Duyurular

Anne Karnında Gelişim

Konu                    :        Anne Karnında Gelişim

Yaş Dönemi       :        6-12 Yaş

Kapsam               :       4-41. Haftalar

                  

Rüzgârın Oğlu/Kızı

4-9. Haftalar

Çok uzak diyarlardan birinde, yemyeşil ormanlar, rengârenk çiçekler ve gürül gürül akan derelerin olduğu bereketli bir vadi varmış.

Vadide esen ılık rüzgârlar, hem çok güzel çiçek kokularını vadide dolaştırır hem de ağaçtan ağaca, çiçekten çiçeğe tohum taşırlarmış.

Küçücük bir tohum da, tıpkı diğer tohumlar gibi erkek bir çiçeğinin yaprağına tutunmuş, onu alıp dişi çiçeklere götürecek rüzgârın gelmesini beklermiş.

Zamanla, birlikte beklediği tohumlar bir bir azalmış, her gelen rüzgâr bir tanesini alıp gidiyor ama hiçbiri onu yakalayıp havalandıracak kadar yanına yaklaşamıyormuş.

Tohumun kuytuda olmasından olsa gerek yanından, yakınından geçen rüzgârlar bir türlü onu yakalayıp vadide dolaştırmaya çıkaramıyor, onu özlemle bekleyen dişi çiçeğe götüremiyormuş.

Bir gün bütün gayretini toplayıp biraz daha öne, rüzgârın tam da estiği alana doğru çıkmaya karar vermiş. Çünkü beklemek ona bir şey kazandırmayacakmış. Gücünü toplamış ve hafifçe vadinin rüzgâr alan yerlerine doğru yuvarlanmaya başlamış.

Tam da bu sırada, yerden havalandığını hissetmiş. Şimdi o da diğer tohumlar gibi havada süzülmeye başlamış. O yükseldikçe, daha demin üzerinde olduğu erkek çiçeğin yaprakları ufalıyormuş. “Dağlar, tepeler, ormanlar gözüme hiç bu kadar güzel gözükmemişti.” diye geçirmiş içinden… Heyecanla bağırmış:

-Uçuyoruuummm.

Ve o daha sözünü bitirmeden alçalmaya başladığını fark etmiş. “Acaba tekrar başladığım yere mi dönüyorum.” diye düşünürken aşağıda onu görmüş.

Onca çiçeğin arasında rüzgârla tıpkı bir dansçı gibi salınan, pırıl pırıl parlayan gövdesi, şu ana kadar görmediği renklerle bezenmiş ışıl ışıl yapraklarıyla bir prenses gibiymiş. “Sanırım hayatımda gördüğüm en güzel şey…” diye geçirmiş aklından…

O böyle düşünürken, rüzgâr aniden gücünü yitirmiş ve onu aşağıya doğru sürüklemeye başlamış. Biraz önce gördüğü ve hayran olduğu çiçeğe doğru hızla ilerlemeye başlamış. Bir yandan bu müthiş görünümlü çiçeğe doğru yaklaşıyor bir yandan da yaprakların onu kucaklamak ister gibi açılıp kapandığını görüyormuş.

Bir süre sonra rüzgâr onu, bu muhteşem dişi çiçeğin yapraklarına onu nazikçe bırakmış ve sonra hızla oradan uzaklaşmış.

Çiçek, yaprağına konar konmaz onu kucaklamaya ve mis kokulu yapraklarıyla onu nazikçe sarmaya başlamış.

Bu sıcaklık ve güven hissi tohumun daha önce hissetmediği bir şeymiş… O kadar hoşuna gitmiş ki; hiç kıpırdamadan bu muhteşem çiçeğin onu sarmasına izin vermiş ve her yaprak onun üstünü örttüğünde içinde müthiş güzel duygular hissetmeye başlamış.

Dişi çiçeğin tüm yumuşaklığına rağmen kendini çok sert ve kaba saba bulmuş. Bu kadar güzel ve sıcacık ortamda kendisinin yusyuvarlak, şekilsiz bir şey olduğuna inanıyormuş. Hiçbir rengi olmamasına yanında, bir yaprağı bile yokmuş. Tam kendini bunun için üzmeye başladığında dışardan bir ses duymuş:

-Hoş geldin bebeğim. Annen seni ne kadar çok bekledi bir bilsen… Hoş geldin.

Tohum ilk defa bu kadar güzel ve berrak bir ses duyduğunu düşünmüş. Kendini çok daha fazla güvende hissettiren bu ses güzel bir melodi gibiymiş.

Bu yeni yer o kadar hoşuna gitmiş ki; bir süre burada kalmaya karar vermiş ve hemen kendine bir yastık yapıp dinlenmek istemiş.

Yastık kendi boyutunda ve yumuşacıkmış. Annesi onun bu çabasını görmüş ve bu çok hoşuna gitmiş.

  • “Çok güzel bir yastık yapıyorsun kendine… Ben de bulunduğun yeri seni güvende tutacak ve yeşermeni sağlayacak suyla dolduracağım. Eğer bir şeye ihtiyacın olursa, örneğin karnın acıkırsa senin için gerekli tüm yiyecekleri bu yastığın üzerine bırakacağım. Şu anda yiyecekleri çiğnemek için dişlerin yok. Bunun için yastığa koyduğum yiyecekleri alabilmen için yastıkla senin aranda sihirli bir tünel olacak. Her ihtiyacın olduğunda yiyecekler buradan sana ulaşacak.” demiş.

O günden sonra küçük tohum, gün geçtikçe vücudunun değişmeye başladığını hissetmeye, vücudunda ufak ufak tomurcuklar oluşmaya, onu güzel bir çiçeğe dönüştürecek olan vücut bölümleri yavaş yavaş daha da belirginleşmeye başlamış. Hatta annesinin ona bahsettiği sihirli tüneli de artık hissedebiliyormuş.

8 haftadır süren bu macerada artık vücudundan dalların çıkmaya hazır olduğunu ve gelecekte bu dalların üzerinde yemyeşil yapraklar olacağını bilmek onu çok heyecanlandırmaya başlamış.

Artık annesinin yapraklarına bir şey değdiğinde, hissedip o da hareket edebiliyormuş

10-14. Haftalar

Zamanla ileride güzel bir çiçek olmasını sağlayacak tüm organları yerlerini almış ve sadece günden güne daha da gelişmeyi bekliyorlarmış. Annesi de koruyucu suyun içerisinde onu sürekli olarak sihirli tünelden gelen yiyeceklerle besliyormuş.

Kendisini eskisine göre çok daha yumuşak ve nazik bir çiçek olarak görmeye başlamış. Öyle ki; ileride çok güzel bir çiçek olacağından eminmiş. Sadece biraz daha beklemesi gerekiyormuş.

Üzerinde oluşan ve sanki bir yaprağı andıran şeyleri ufak hareketlerle açıp kapayabiliyor ve çok daha fazla hareket edebiliyormuş. Hatta kendi etrafında dönmeyi bile denemiş, yapmış ve bu onu çok mutlu etmiş. Ancak annesi bu hareketleri henüz hissedemiyormuş.

Tohum kendi vücudunda da bambaşka ve onu şaşırtan değişiklikler olduğunu fark ediyormuş. Gövdesi, kökleri ve çiçek olacak kısmı artık iyice belirginleşmeye başlamış. Fakat tohum hala kendi cinsiyetini bilmiyormuş.

  1. Bölüm

15-20. Haftalar

Annesinin sesini artık daha iyi duymaya başlamış ve bu ona çok iyi geliyor, onu rahatlatıyormuş. Hatta gün doğduğunda güneşin ilk ışıklarını da hissedip kendi kendine keşfettiği, kendi etrafında dönme hareketini de yapıyor ve çok eğleniyormuş. Artık annesi de bu hareketlerini hissetmeye başlamış.

Tam da bu hafta da merak ettiği bir sorunun cevabımı öğrenmiş. Evet, o bir kız/erkek çiçek olacakmış. Bu durum çok hoşuna gitmiş.

Günden güne kilo alıyor, kendi vücut bölümlerini, gövdesini, dallarını çok daha net bir şekilde algılıyormuş. Hatta dallarını hızla hareket ettirebiliyor ve sanki annesine “Ben buradayım.” demek istiyormuş.

Kendisi büyüdükçe, annesinin gönderdiği besinleri koyduğu yastığı da büyüyormuş. Yastık büyüdükçe de ona gönderilen yemeklerin tatlarını hissetmeye başlamış. Bunun yanında annesinin içinden gelen sesleri ya da dışardaki gök gürültüsü gibi kuvvetli sesleri de işitiyor ve dışarda ne olup bittiğini çok merak ediyormuş.

21-27. Haftalar

Artık ileride onu güzel bir çiçek yapacak renkli yapraklar daha da belirgin olmaya başlamış. Yapraklarını gördükçe “Ben gerçekten güzel bir erkek/kız çiçek olacağım.” diye içinden geçiriyormuş.

Dışarıdan gelen kuvvetli sesleri daha iyi duyabiliyormuş ama bunlar bazen onu endişelendiriyormuş. Böyle durumlarda biraz hareketleniyor ve bunu hisseden annesi onu yapraklarıyla daha da sarıp, yumuşacık sesiyle sakinleştirebiliyormuş.

Yapraklarının hangi renk olacağı da tam olarak ortaya çıkmasa da yavaş yavaş kendini belli ediyormuş.

Artık dışarısının aydınlık ya da karanlık olduğu, annesinin yediği ve ona gönderdiği besinlerin tadını bile hissetmeye başlamış

28-37. Haftalar

Günler geçtikçe oyunun çok uzadığını ve oldukça da ağırlaştığını hissedebiliyormuş. Gözlerini daha fazla kırpıştırabiliyor, suyun içinde olsa da çevresindeki bazı şeyleri seçebiliyormuş.

Annesinin sesini diğer seslerden ayırt edebildiği için, bu yumuşak ve sevgi dolu sesi duymak çok hoşuna gidiyormuş.

Kendisi ağırlaştıkça, annesinin dengesi de bazen bozulabilmekte ve çevredeki eşyalara çarpabilmekte ve bu nedenle de zaman zaman annesinin acı çektiğini gösteren sesler duyabilmekteymiş.  Ancak bunların onun varlığıyla alakalı olmadığını ve annesiyle birlikte büyümenin bir sonucu olduğunu da hissedebiliyormuş.

İçinde bulunduğu ortam artık çok dar gelmeye başlamış ve yavaşça kafasını aşağıya getirecek şekilde dönmüş ve kıvrılmış. Tabii bu dönmelerde istemeden de olsa bazen annesinin karnına tekmeler atabiliyormuş.

Ve müthiş bir keşif de yapmış. Artık üst dallarını ağzına götürüp emebiliyormuş.

Artık annesinin karnında daha hareketliymiş ve kendini dışarıya çıkmak için hazır hissediyormuş.

38-41. Haftalar (Doğum)

Bu nedenle çıkmak için hareket ediyor, kendini aşağıya doğru kasıp ufak hareketlerle itiyormuş.

Bir gün artık bunca zaman onu koruyan, besleyen bu yuvadan çıkmak için tüm cesaretini toplamış. Çünkü dışarıdan gelen sesleri, annesini çok merak ediyormuş.

Annesinin kendisini saran yapraklarının arasında ufak bir aralıktan bir ışık görmüş ve son bir gayretle kendini bu aralığa doğru iteklemeye başlamış. Çok uğraşması gerekmiş, hatta bir an bunu başaramayacağını bile düşünmüş ama bu gayretini gören annesi de ona yardım etmeye başlamış ve yapraklarını oynatmış.

Bu yardım onu çok sevindirmiş, artık annesinin de onu çok merak ettiğini ve onu dört gözle beklediğini biliyormuş.

Nihayet, son yaprağı da geçip bambaşka bir dünyaya açmış gözlerini… Biraz soğukmuş ama pek aldırış etmeden çevresine bakınmış. Bütün diğer çiçekler ve annesi büyük bir sevinçle karşılamışlar küçük tohumu… Annesi acıkmış olduğunu düşünmüş olmalı ki; hemen en güzel çiçek özleriyle beslemeye başlamış onu…

Rengârenk yapraklarını annesinin yapraklarına dayayıp derin bir uykuya dalmış.

Yasal Uyarı : Tüm hakları Uzm. Ped. Hakan Emanetoğlu’na aittir. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

designed by Elma Web Tasarım Stüdyosu | Tüm Hakları Saklıdır. ©2020 hakanemanetoglu.com