Duyurular

Altın Vadi

Konu                    :        Kayıp / Yas

Yaş Dönemi       :        6-12 Yaş

Duygu                  :        Suçluluk, Üzüntü, Kaygı, Özlem

Kapsam               :        Bağlanma, Evcil Hayvan Kaybı

                  

Uzak diyarlardan birinde, yemyeşil ormanların, rengârenk çiçeklerin, gürül gürül akan nehirlerin olduğu “Goldvalley” adında bir vadi varmış. Bu vadide birçok hayvan barış içinde ve mutlu günler geçiriyormuş.

Ormanlar tanrısı Heman bu vadideki tüm canlıların asıl sorumlusuymuş. Hangi hayvanın veya bitkinin nasıl bir şekli olacağına, renklerine, tüylü mü tüysüz mü olacağına, bu vadide ne kadar süre kalacaklarına hep o karar veriyormuş.

Ayrıca Heman ’da burada yaşayan tüm canlıları çok seviyormuş. Bu nedenle bu vadide süresi dolan tüm canlıları, buradan aldığında yine kendi yarattığı başka vadilere gönderiyormuş.

Bu nedenle işleri çok yoğunmuş. Her zaman tüm hayvan ve bitkilerle ilgilenemiyor ve bazen yardıma ihtiyaç duyuyormuş.

Bu nedenle tüm hayvanların birlikte ve barış içinde yaşaması için onları koruyan, kollayan, ihtiyaçlarını gideren ve gerektiğinde ondan yardım isteyebilecek iki yarı tanrıyı görevlendirmiş.

Her iki yarı tanrının da özellikleri ve güçleri farklıymış ama birbirlerini tamamlıyorlarmış.

Heman hayvanları çok iyi koruyacaklarını düşündüğünden en güvendiği iki yarı tanrı olan Supersteeper ve Flashdawn’ı huzuruna çağırmış.

-Bugünden sonra size “Goldvalley”in sorumluluğunu veriyorum. Elinizden geldiği kadar bu vadinin ve vadide yaşayan hayvanların güvenliği ve ihtiyaçlarından sorumlu olacaksınız. Yalnız unutmayın ki; vadide yaşayacak canlıları bazen bu vadiden alıp onlar için hazırladığım diğer vadilere gönderebilirim. Böyle durumlarda onların güvende olduğunu bilin. Bir canlının sorumluluğunu sizden aldığımda onun yerine mutlaka size bir başka canlıyı göndereceğim. Sizden aldığımı da bir başkasının sorumluluğuna vereceğim.

Supersteeper ve Flashdawn, Heman’ı dikkatlice dinlemişler ve görevi kabul etmişler.

Supersteeper çok yükseklere kadar uçabiliyor ve ormanı tepeden kontrol edip hayvanların kendilerini tehlikeye attıklarını gördüğünde hemen müdahale edip onları kurtarıyormuş.

Supersteeper’ in kardeşi Flashdawn ise en hızlı hayvandan bile daha hızlı koşuyor ve tüm ormanı göz açıp kapayana kadar koşup, dolaşabiliyormuş.

Her iki yarı tanrı da görevlerini gerçekten güzel yapıyorlarmış. Yalnız orman tehlikelerle de doluymuş. Özellikle genç canlılar, tecrübesiz ve oyuncu oldukları için zaman zaman kendileri için tehlikeli olabilecek şeyler yapıyorlarmış ve bazen onları fark etmeleri zor oluyormuş.

En çok da düşüp bir yerlerini incitiyor, yaralanıyor ya da bir yerlerini kanatıyorlarmış. Küçük oldukları için her zaman onları görmek ve önlem almak mümkün olmuyormuş.

Yoda’da böyle küçük ve tatlı kediymiş. Tüyleri bembeyazmış ama kafasında, kuyruğunda ve sol bacağında siyah tüylerden lekeler varmış. Bu haliyle gerçekten çok tatlıymış. O kadar oyuncuymuş ki; ne zaman nereye gideceği, hangi çalının arkasından çıkacağı belli olmuyormuş. Bazen öyle bir kendini saklıyormuş ki ne Supersteeper havadan ne de Flashdawn karadan onu bulmakta zorlanıyormuş. Hatta bir keresinde Flashdawn koşarken neredeyse üstüne basıyormuş. Son anda onu fark edip yolunu değiştirerek üstüne basmaktan kurtulmuş.

Her geçen gün Yoda daha çok hareketlenmiş. Oradan oraya koşuyor, ağaçlardaki sarmaşıklara tırmanıyor, kirpilere pençe atıp sonra eline batan dikenlerden dolayı sabaha kadar miyavlıyormuş. Çok ama çok oyuncu bir kediymiş ama Supersteeper ve Flashdawn bir gün başına bir dert açacağından çok endişeleniyormuş.

Bir gün Alacakarga telaşla Supersteeper ve Flashdawn’ın dinlenmekte olduğu kayalıkların üzerine konmuş. Halinden kötü bir şey olduğu çok belliymiş. Büyük bir üzüntü içinde onlara acı haberi vermiş:

  • Çok üzgünüm efendim. Yoda bugün çürümüş bir ağaçtaki sarmaşıkla oynarken o kadar dikkatsiz davranmış ki; ağaç zaten çürümüş olan kökleri üzerinde daha fazla duramayarak Yoda’nın üzerine devrilmiş. Sanırım Yoda bu vadideki süresini doldurdu.

Bunu duymak hem Supersteeper hem de Flashdawn’ı oldukça üzmüş. Bu durumu zamanında fark ederek Yoda’yı koruyamadıkları için kendilerini suçlamaya ve ağlamaya başlamışlar.

Ağlamaları o kadar şiddetliymiş ki; bir süre sonra vadide seller oluşmaya, bitkiler ve hayvanlar bu gözyaşı selinden dolayı sürüklenmeye başlamış. Vadi sular altında kalmış ancak ne Supersteeper’ın ne de Flashdawn’ın gözyaşları durmak bilmiyormuş.

Bu durumun vadi için artık tehlikeli olduğunu gören Heman hemen Supersteeper ve Flashdawn’a seslenmiş.

  • Hey, evlatlarım. Çok üzgün olduğunuzu ve Yoga için kendinizi suçladığınızı biliyorum. Ancak size bu görevi verirken bazen bu vadideki canlıların bazılarını, bu vadiden alıp başka bir vadiye göndereceğimi söylemiştim. Siz görevinizi ne kadar iyi yaparsanız yapın bu benim kararım. Ben onun bu vadideki zamanının bitmesine ve diğer vadide zaman geçirmesine karar verdim. Kendinizi suçlamayın.

Supersteeper ağlayan gözlerle Heman’a bakmış:

  • Ama ondan biz sorumluyduk.

Heman:

  • Evet, üstelik siz görevinizi en iyi şekilde yaptınız. Yapmaya da devam ediyorsunuz. Ancak bu şekilde ağlamaya devam ederseniz, gözyaşlarınızdan oluşan sel vadideki diğer canlılara da zarar verecek. Biran önce buna son vermelisiniz. Üstelik bakın selden korunmak için şu ağacın altına sığınmış şanssız yavru kediyi görüyor musunuz? Ağlamakla o kadar meşgulsünüz ki; onun ne kadar tehlikede olduğunu bile fark etmiyorsunuz.

Supersteeper ve Flashdawn bir anda ağlamayı kesip küçük yavru kediye bakmışlar. Gerçekten de zor durumda gözüküyormuş. Koyu renk tüyleri yağmurdan ıslanmış, kocaman gözleriyle yardım ister gibi çevresine bakınıyormuş. Supersteeper hemen havalanmış, Flashdawn ise tüm hızıyla yavru kediye doğru koşmaya başlamış. Ağacın altına geldiklerinde ikisi de onun ne kadar tatlı bir kedi olduğunu düşünmüşler ve ona sımsıkı sarılmışlar.

Bu çok kötü durumdan kurtuldukları için hem kendilerini hem de bu yavru kediyi çok şanslı hissetmişler ve bu yüzden ona “Şans” ismini vermişler.

Vadi tekrar o mutlu günlerine geri dönmüş. Yoda’yı hiç unutmamışlar ama Şans’ı tüm sevgileriyle kucaklayıp, Heman’a onu fark etmelerini sağladığı için teşekkür etmişler.

 

Her türlü hakkı Uzm.Ped.Hakan Emanetoğlu’na aittir. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

 

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

designed by Elma Web Tasarım Stüdyosu | Tüm Hakları Saklıdır. ©2020 hakanemanetoglu.com