Duyurular

Boşanma ve Çocuk

Boşanmış ailelerin çocuklarının hangi yaşta olursa olsun, ebeveyni birlikte yaşayan çocuklara nazaran daha fazla gelişimsel ve psikolojik sorun yaşadığı bilinmektedir. Ancak bilimsel araştırmalar, “çocuklarımızın mutluluğu için birlikte olmaya devam ediyoruz.” Şeklindeki bir yaklaşımın da çocuklara hiçbir fayda sağlamadığını, aksine ev içindeki çatışma koşullarının onları daha fazla olumsuz yönde etkilediğini göstermektedir.

Her çocuk anne-babasının hayatlarına birlikte devam etmesini arzular. Bu nedenle anne baba arasındaki geçimsizliğin yarattığı çatışma ortamında olsalar dahi anne-baba arasında bir yastık görevi görmeye başlarlar ki o yastığın durumunu hayal etmek çok da güç olmasa gerek…

Ebeveyn genellikle; aralarında bir geçimsizliğin olduğunu ancak bunu çocuklarına yansıtmadıklarını beyan ederler. Bu yanılgı iletişimin sadece sözel dille gerçekleştiğini sanmalarından dolayıdır. Gerçekten de bazı ailelerde sözlü ya da bedensel herhangi bir saldırganlık davranışına rastlanmaz. Hatta dışardan bakıldığında her şey yolunda gibidir. Entelektüel seviye yükseldikçe eşler birbirlerine karşı saygılarından ödün vermiyor gibi görünmektedirler. Peki sevgi? İşte bu sadece sözel olarak ifade edilebilen ya da sadece sözel olarak ifade edildiğinde anlamını bulamayan bir duygudur. Bunu denemek isterseniz donuk bir ifadeyle karşınızdaki kişiye “Seni seviyorum.” deyin. Çok etkili olmayacaktır. İşte çocukların da en kolay algılayabildikleri şey beden dilidir. Dolayısıyla sözel iletişiminiz ne kadar zararsız olursa olsun beden dilinizdeki katılık çocuklar tarafından hemen algılanır. Zira siz konuşmasanız da bedeniniz konuşmaya devam eder ve evde mutlaka bunu dinleyen bir çocuk vardır.

Sosyal bilimciler, yoğun çatışmalı bir ortamdan sonra boşanmış ailelerin çocuklarında yüksek alkol ve madde kullanımı, riskli cinsel aktivite ve akademik başarısızlık semptomlarının daha çok görüldüğünü ortaya koymaktadır. Bu tür ortamdan gelen çocuklar yetişkinlik hayatlarında da karşı cinsle daha zayıf ilişkiler kurmakta ve evliliğe karşı daha olumsuz tutum ve davranışlar sergilemektedirler.

Oysa anne babanın boşanmış olması tek başına düşünüldüğü kadar çocuğa zarar vermez. Ancak anne babanın bilmesi gereken en önemli şey karı-kocalık anlaşmasının bozulmuş olduğu buna rağmen anne-babalık vazifesinin hayat boyu devam edeceğidir.

Boşanma kararının her iki ebeveynin de olduğu bir ortamda söylenmesi gerekir. Konuşma sırasında her iki ebeveyn de konuşmaya aktif olarak katılmalı ve alınan bu kararın ortak bir karar olduğu konusunda hemfikir olmalıdır. Konuşmalarda diğer ebeveynin bu konudaki karar verici olduğu yönündeki nidalar ve sözler ya da bir ebeveynin sessiz kalması, ağlaması vb. davranışlar çocuğun alınan kararla ilgili belirsizliğini arttırmaktan başka işe yaramaz.

Eğer ebeveyn konuşma sırasında ağlar, kontrolünü kaybeder ya da saldırganlaşırsa büyük ihtimalle çocuğun da takınacağı tutum bu minvalde olacaktır. Dahası kendi duygularını ifade etmekten kaçınacak ve ebeveynlerden hangisi daha pasif ve edilgen duruyorsa onun yanında yer alma ihtiyacı duyacaktır. O an yaşanırken kimi ebeveyne bu durum hoş gibi gelse de, ilerleyen yaşlarda edilgen tutum sergileyen ebeveynle ilgili suçlamalar artacak ve bu edilgen tutumla ilgili pasif saldırgan veya saldırgan tutumlar sergileme olasılığı artacaktır. Bunun yanında kendisi süreci tersine çeviremediği için de suçluluk duygusu hissedecektir.

Ülkemizde mahkemeler, çocuğun velayetini birkaç koşul haricinde çocuklar 18 yaşını doldurana kadar anneye vermektedirler. Bu nedenle, çocuğun, boşanma sürecine uyum sağlaması genellikle annenin ortaya çıkan bu yeni duruma ne derece uyum sağlayacağı, stresle nasıl başa çıkacağı ve çocuğun bakımını aksatmadan yürütebilip yürütemeyeceğine bağlıdır. Boşanma öncesinde ebeveynin birlikte üstlendikleri pek çok sorumluluk annenin üzerine yığıldığından pek çok anne için bu taşınması zor olan bir yük olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle çalışan anneler için çocuğun çalışma günlerinde kime bırakılacağı, yakın akrabalar yoksa bu bakımın maddi boyutu ve çocuğun kendisine ayırmaya ihtiyaç duyduğu tüm boş zamanları kapsaması annelerin stres yükünü arttırmaktadır. Bu nedenle erkeğin her ne kadar koca olarak evdeki statüsü bitmiş olsa da baba olarak statüsü devam edecektir. Bu nedenle erkeğin bu süreçte aktif olarak yer alması gerekir.

Çocukların bulundukları yaşa göre; olumsuz yaşantılar karşısındaki dirençleri sınırlıdır. Özellikle belirsizlik durumu bu direnci çok zayıflatan bir duygu durumudur. Boşanma da bu belirsizlik duygusunun ön güçlü olarak ortaya çıktığı durumdur. Çocuk için devamlılık önemli olduğundan yaşadığı evin statüsü, odasının, okulunun değişip değişmeyeceği, evden ayrılan ebeveyni ne kadar sıklıkla göreceği, diğer akrabalık ilişkilerinin devam edip etmeyeceği gibi pek çok soru kafasını kurcalar. Bunlar hakkında mutlaka bilgi verilmelidir.

Boşanma sürecini yönetmek hem annenin hem babanın müşterek görevidir. Bu süreç ne kadar iyi yönetilirse çocukta ileriki yaşlarda ortaya çıkması muhtemel kaygı bozukluğu, depresyon ve konsantrasyon bozukluğu gibi belirtilerin ortaya çıkması engellenmiş olur.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

designed by Elma Web Tasarım Stüdyosu | Tüm Hakları Saklıdır. ©2020 hakanemanetoglu.com